430 sonuçtan 385-396 arası gösteriliyor

Kolej Kızı

15,64  10,95 
Üniversite son sınıf öğrencisi Natalie Bloom, güzel ve hırslı bir kızdır ama konu erkeklere gelince kendine güveni yoktur. Yirmi yaşındadır ve şimdiye kadar hiç erkek arkadaşı olmamıştır. Hafta sonlarını kütüphanede geçirir. Ta ki kültürlü, entelektüel beyaz atlı prensi Patrick ile tanışıncaya kadar... Fakat Patrick onun tüm güvensizliklerini iyice açığa çıkarmıştır. Hazır olmadığı bir anda Patrick’le beraber olmaya başlar ve hayatı altüst olur. Çok geçmeden benliğini, kendine olan güvenini ve hırsını yeniden kazanmak için çabalamaya başlar.

Hoşgeldin Ben Hoşçakal Sen

17,48  12,24 
Hoşgeldin Ben, Hoşça Kal Sen bir solukta okunacak, sizi can evinizden vuracak harika bir roman. Şadıman Şenbalkan’ın anlatımı kayıtsız kalınamayacak kadar duru.

Canlı Renkler

25,00  17,50 
Yazar mekân ve zaman sarmalından geçen adamdır. Yaşadıklarında yazdıklarının, yazdıklarında yaşadıklarının izleri vardır. Yazınsal ömürle yaşamsal ömür arasında her zaman birbirini destekleyen geçişlilikler, soluk alış verişleri bulunabilir. Mekân ömre ne katar? Kadim zamanlardan eski izler taşıyorsa eğer bir mekân, burada yaşayanların ömrüne geçmişten bir şeyler bahşedip uzun yaşanmışlıkları heybesine yükleyebilir. Sesi, sözü ve tınısı hâlâ devam eden şarkıya bir tarafından dâhil olup geçmişten geleceğe doğru akıp gitmek gibi bir şeydir bu. İnsan yaşadığı yere; mekân, ömrüne tanıklık ettiği insana benzer. Zira kültür toprağı asfalt, ahşabı beton kılan iradenin adıdır. Bu yüzden mekâna hep bir mümkünden ulaşılır. Mümkün ise zamanın kendini uçuculuktan kurtarıp imkâna kavuştuğu yere denir.

Bozkırın Sırrı Türk Peygamber

23,00  16,10 
Üç bin yıl önce Bozkırdaki yarı-göçerler henüz “Türk” adıyla bilinmezken doğdular…

Vampir Alacakaranlığı Paris

14,72  10,30 
Garip bir hastalık Paris’i kırıp geçirmektedir. Bu, kurbanlarını kansız bırakan bir hastalıktır. Jack, Ben ve Emily vampirlerin gittiklerini, liderlerini bin yıl boyunca cehennemin dibine yollayan bir ayinle sürgün edildiklerini düşünüyorlardı. Şimdi ise bundan pek emin değillerdi. Bu uğursuz mahluklar daha bereketli beslenme alanlarına taşınmış olabilirler miydi?

Çıplak Ayaklı Ruhlar

20,00  14,00 
O kadınları gördüm. Sokaktan geçiyorlardı topluca, çıplak ayaklı ruhlar misali. Artlarına bakıyorlardı bir yandan da, birileri tarafından izlenmenin tedirginliğiyle, fırtınanın adım adım peşlerinde olduğu endişesiyle… Ay hırsızıydı onlar. Sıradan kadınlar gibi giyinmiş, sokakları arşınlıyorlardı. Onlara benzeyenler dışında, kimse tarafından tanınmıyorlardı.

Bendeki Aşk Sende

35,00  24,50 
Ben bir ben tanıdım, bir de bendeki beni; sonra öğrendim ki görünen değilmiş gerçeğin kendisi… Tenden azade ne varsa şu mana âleminde bana ışığını yansıttı. O ışık ki kulağıma bir şeyler fısıldadı. Beni benden ettiği gibi sonra da olmam gereken kendime getirdi. Eğrildikçe doğruldum, doğruldukça eğrildim. Bir baktım ki aşk ile birleşmişim… O'nun söylediklerini yazmak ve söylediklerini dinlemek ölümlü bedenimi ölümsüzlük ruhuyla beslediği gibi dünyaya bakan penceremde gül bahçesini filizlendirdi. Ben artık çift görmüyor, şaşı bakmıyorum. Aşkın tekliğini görüyor ve O'nunla bütünleşiyorum. Aşkı duymak bütün ömrümü almış olsa da onunla birleştikten sonra bir başka ömür yaşamak için yeniden doğdum… Bu sayfalar aşkın sonsuz devingenliğinden veya yaratım gücünden alınan mesajların insanlara bir kitap yolu ile aktarılmasıdır. Yazılanlar aşkın sözleridir ve bana benliğimi yok etmeyi öğretmiştir. Bu kitapta yazılanlar şiir değildir. Aşkın aşkı anlatış biçimidir…

Vuslat

40,00  28,00 
"Dede Ünlü Ressam İbrahim Çallı ile torunu Ressam Yaşar Çallı'nın şifreleri çözülüyor." Şimdi Yaşar geçmişe yolcu; dünden konuşuyor, belleğimi yokluyor, çocuk denecek yaşlarını kurguluyordu. Denizli Lisesi'nin meşhur orta bahçesindeki Şükran'la Yaşar'I buluşturmuş, o zamanın dehlizlerine dalıp ikimize airt ne varsa bulup çıkarıyordu. Ruhu alt üst olmuş, acıları depreşmiş, resimler ayaklanmış yürüyordu salonda. Ben de aynı duygular içindeydim. Yaşar Çallı'yı dedesiyle birlikte kendi kurmaca dünyama çekmiştim. İki ünlü ressamın gerçeklerini, sanatlarını, içlerinden yeşertip renklendirdikleri yetenek tohumlarının nasıl çatlayıp canlandığını, sözcüklerin, anlatımın ve kurmacanın ışıklı oyunlarıyla süsleyip yazacaktım. Benim için değişik bir çalışma yöntemiydi bu. Yaşar'la konuşurken kurmaca evrenini, sözcüklerin anlamlarını zorladığı bir çalışma ürünü yaratacağımı düşünüyordum. Yaşar Çallı ve Şükran Kozalı daha sonar kendiliğinden oluşacak Vuslat anı-romanına adım atacağımızı nereden bilebilirdik? Konuşkan, izlerin ve anlamların yenilendiği katmerli yaşamın lezzeti, acıları, anlatılmayan, içte hapis kalmış ayrıntıların birleşip soluk aldığı bir başka kitap olarak işte o gün doğmuştu Vuslat.

Vampir Alacakaranlığı Londra

14,72  10,30 
Ben ve Jack neyle karşı karşıya olduklarını anlayamazlar. Londra, korkunç vampir felaketinin eşiğindedir ve tüm bu yıkımı yalnızca onlar önleyebilir.

Kabahatler Kanunu

16,50  11,55 
Bütün gün kalalım hiç durmadan Bir hikâyeyi ortasında unutmak ile Savaşır gibi yapan iki ordu olmaktan Bizi korumayan aşk Bir tepenin üzerinde bekler Köprüler zentaya dökülür. Bazılarımız boğulur Bazılarımız izler.

Aşka Dair

30,00  21,00 
Aşk; iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. Beklentidir. Aşk; delicesine flört ederken, yanındakinin hiçbir şey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır. Aşk; "Şimdi zamanı değil" diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır. Aşk; saçlarda başlayıp, topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.

Konstantin’in Sırrı

23,00  16,10 
Sır içinde sırla örülmüş, tarihi gerçekleri kullanarak kurgulanmış bir eser.