Gösterilen sonuç sayısı: 2

Suret

17,50 
Daha fazla dayanamadı Balataban, başladı haykırmaya; “Durun, meyveler ve bitkiler hepimizin. Tanrının bize hediyesidir onlar. Toprak hepimizindir.”

Ütopya’nın Kanatları

17,50 
Yokluk kasabasının, varlık mevkii civarındaydı; sicim gibi yağan yağmuru hissetti. Yağmur, iliklerine kadar işlemişti. İleride göz kırpan birkaç şanslı ışıktan başka karanlıktı her şey. Adımlarını sıklaştırdı Cem. Yer yer yalnız mezarların, yer yer toprağın üzerinde kalmış çeşitli yaratıkların kemiklerine şahit oldu. Sanki yüzyıllar öncesinde kullanılmış ve terk edilmiş bir kasabaydı burası. Sanki ölümsüzlerin ölümlü avatarına büründüğü, son azizlerin ölüme mahkûm edildiği, Petrus’un horozun kaç defa öttüğü noktasına mahal bırakmadan İsa’yı inkâr ettiği, İsa’nın ölüme giderken arkasından çınlayan “Ecce Homo” kelimelerinin anlamsızlaştığı, hakikatin ta kendisi olan bir kasabaydı burası. Hem rahmetin, hem lanetin kucak kucağa yattığı az bulunur bir manaydı burası.