Gösterilen sonuç sayısı: 6

Küreselleşmenin Sonu – Stephen D. King

26,95 
Bir zamanlar ekonomik refaha ve bolluğa erişmenin en iyi yolu olarak kabul gören küreselleşme, acaba beklentileri karşılayabildi mi? Yoksa, alabildiğine

Pentagon’un Beyni

42,00 
New York Times ‘bestseller’ı Area 51’in yazarından, ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nın (DARPA) eksiksiz tarihini anlatan, Pulitzer Ödülü Finalisti bir kitap. Savunma Bakanlığı’nın en gizli, en güçlü ve de en tartışmalı askerî araştırma ve geliştirme teşkilatının tarihçesini kimse yazmadı. Bu teşkilat hakkındaki ilk tarihçe çalışmasında, New York Times’ın çok satan yazarı Annie Jacobsen, içerideki kaynaklardan, özel röportajlardan, gizli belgelerden ve gizliliği kaldırılan bildirilerinden faydalanarak DARPA’nın, ya da bir diğer deyişle, “Pentagon’un beyni”nin, 1958 yılında Soğuk Savaş dönemindeki kuruluşundan günümüze kadarki resmini çiziyor. DARPA hakkındaki bu temel kitap, bilimin ve Amerikan ordusunun gizli kapaklı kesişimini ve bukesişimin genellikle korkutucu olan sonuçlarını, merak uyandıran ve ikna edici bir anlatımla sizleresunuyor.

Türk Seri Katiller

26,95 
Yavuz, 1960’lı yıllardan günümüze kadar Türkiye’de gerçekleşen seri cinayetlerin neden işlendiklerini, katillerin iç dünyalarını, öldürme güdülerini ve hareket şekillerini Türk Seri Katiller’de tüm detaylarıyla okuyucuya sunuyor.

Ajan Provokatörler

35,00 
Ajan Provokatörler casusluk ve gizli eylem yapan yedi yüzün üzerinde ajanın faaliyetlerini anlatıyor. İlk grup casusluğun klasik tanımını, yabancı bir devletten istihbarat toplayıp aktarmayı temsil ediyor. İkincisiyse gizli eylem ajanlarının suikast, siyasi darbe ve sabotaj gibi gizli faaliyetlerini içeriyor. Bu eserde Batılı muhbirlerin Doğulu emsallerinden daha ayrıntılı bir şekilde anlatılmasının nedeni Batı tarzı demokrasilerin basın özgürlüğünü koruması ve hassas ulusal dış politikalar konusunda tartışmaya açık olmasıdır. İstihbarat ve gizli eylem üzerine yapılan diğer savaş sonrası çalışmalarda Komünist ve Üçüncü Dünya ajanlarının ihmal edilmesi, yeni bir eser ortaya çıkarmak için temel veri toplama ihtiyacı doğurmuştur. Kitapta casusların faaliyetleri basın, tarihçiler ve katılımcıların kendileri tarafından da belgelenmiştir. Kaynakça bölümünü eski istihbarat görevlileri tarafından yazılmış kitap ve makaleler oluşturuyor. Lügatçede terimler ve kısaltmalar açıklanıyor, Kronoloji bölümüyse casusluğun ve gizli eylemlerin kilometre taşlarını ortaya koyuyor. Ajan Provokatörler 1946-1991 yılları arasında casusluk ve gizli eylem yapan kişiler hakkında net bilgiler sunuyor.

İstanbul (L’orient)

122,50 
Batılıların Türklere ve İslam’a olan ilgisi Osmanlı İmparatorluğu’nun güçlenmesinden sonra iyice arttı. Özellikle 16. yüzyıldan sonra Türkler ve İstanbul üzerine Batı’da çok çeşitli yayınlar çıktı. Bu yayınların önemli bir kısmı Oryantalist bakış açısını içerdiği için pek objektif değildi. Genelde Türkler aşağılanır ve küçümsenirdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun güç kaybetmeye başladığı 18. yüzyıldan sonra bu tür yayınlar daha da arttı. Aşağılama ve küçümseme bu yayınlarda da ağırlıktaydı. Bazı istisna çalışmalarsa Türklere, İstanbul’a, İslam’a daha objektif yaklaşıyordu. Bunlardan biri de 19. yüzyılda İstanbul’u ve diğer birçok yeri ziyaret eden Eugene Flandin’in İstanbul (L’Orient) isimli eseridir. Gravür, portre ve manzara ressamı olan Eugene Flandin sosyal ve siyasal yorumlarda bulunan diğer yazarların aksine farklı ve tarafsız yaklaşımda bulunuyor. Flandin’in İstanbul’un camileriyle çok yakından ilgilendiği yazdığı ayrıntılı notlarla belli oluyor. Mimariyi çok sevdiğinden ve camilere eklenen estetik minarelerden övgüyle bahsediyor. Tabii bunda Flandin’in ressam olmasının büyük katkısı var.

Alman Derin Devleti

28,00 
Almanya; Alman ve Avrupa Birliği Parlamento’larında birçok defa Türkiye aleyhine açıklamalar yapmış ve Türkiye’de azınlık haklarının ihlal edildiğini gündeme getirmiştir. Ancak Almanya’nın kendi sınırları içinde 2,5 milyon vatandaşımıza yaptığı uygulamalara baktığımızda, aslında azınlık haklarını çiğneyenlerin Almanlar olduğu gerçeği apaçık ortaya çıkmaktadır. Almanya’da 50 yılı aşkın süredir yaşayan Türk azınlığını asimile etme arzusu, aslında yoğun bir politik uygulamadır ve bu uygulama politik bir sürece bağlıdır.