52 sonuçtan 1-12 arası gösteriliyor

Sözün Başladığı Yer – Erhan İdiz

21,00 
O zaman şöyle başlayalım: Önce söz vardı, kelimeler, yani yara… 

Bir de Bakmışsın Uzaklardasın – Muhammed Berdibek

17,50 
“Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir? Kadim bir mesele. Aynı zamanda kuyuya atılan bir taş bu. Kim nasıl çıkarırsa o bilir aslında. Bugüne kadar kuyudan çıkardığım bir taş vaki değil ama.” Hikâyeler kimin ayağına gider? Ancak onu anlatabileceklerin. 100’den fazla ülkeye seyahat eden Muhammed Berdibek, bu kez kendi hikâyelerinin peşinden koşuyor, hikâyenin gelip onu bulduğu yerden de yazıyor. Yemen’de bir Türk köyünden Küçük Roma diye tabir edilen Doğu Afrika’da bir şehre, yoga yapan bir taksi şoföründen tavla oynayan Hint ve Pers imparatorlarına, Kudüs’te bir tekkeden Kuala Lumpur’da direğe tapan adama kadar; birçok sıra dışı şehir ve insanla karşılaşıyor. Bir de Bakmışsın Uzaklardasın, Bingöl’den sonra Los Angeles’la başlayan eğlenceli, acayip, macera dolu yolculukların, konaklamaların ve mahsur kalmaların anlatıldığı neşeli bir kitap.

Metrobüs, Domates ve Ev Kirası – Raşit Ulaş

17,50 
“Artık sevdiğine kavuşamayan kimse yok mu ki türküsü yakılmıyor? Artık ölümden şikâyet eden kimse mi yok ki ölüme türkü yakılmıyor? Ölümlere o kadar alıştık ki bunun artık mümkünü yok. Nâzım; “en fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı” diyordu. Biz yirmi birinci asırlıyız ve her gün çocuk ölümleri görmeye alıştık.” Raşit Ulaş, Metrobüs, Domates ve Ev Kirası adlı kitabında Türkiye’yi, sevdayı, sokağı, çocuk olmayı, geçim sıkıntısını konu ediyor; kısacası yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde nasıl “insan” olarak kalınabileceğinin yollarını şairane bir tavırla arıyor.

Papağanın Vaazı – Güven Adıgüzel

14,00 
Dede Korkut’un kopuzuna da yer var bu haritada, Pele’nin şarkılarına da. Sicilya’dan Gaziantep’e, İstanbul’dan Kudüs’e, Kolombiya’dan Bayraklı’ya ve Karizya’dan Saraybosna’ya uzanan çatallı bir yolda dalgın dalgın yürümenin çiçeği! Modern dünya papağanlarının bayatlamış vaazlarına ve tüm teslim ol çağrılarına karşı!

Yüksek Kader – İbrahim Tenekeci

22,75 
Yağmur dünyanın her yerine aynı dilde yağar. Güneş hep aynı anlama gelir.Toprak daima topraktır. Fakat insan başkadır.Toprağı kıymetli yapan, yağmuru Rahmet bilen, suya azizlik payesi veren insandır. Her birimiz bir alemiz.Eşref-i mahlukat. Şahsiyet, bunu bilmek ve ona göre yaşamaktır.

Bilinçli Cehaletin Sosyolojisi – Berat Demirci

14,00 
Her alanda olduğu gibi mimarlıkta da insanların bütünle alakasını kesmekle muvazzaf mektepler, modernitenin icadıdır. Bu vazifeliler, âleme/şehre nizam vermenin devlet,

Ben, Kendim ve Saçım – Elizabeth Benedict

26,95 
“Ben, Kendim ve Saçım’da kadınlar kendi köklerini açığa çıkarıyor.” – Vanity Fair “Bu deneme antolojisi kişilik, ilişkiler, gösteriş, kadınlık, yaşlanma ve toplum gibi birbirinden farklı birçok konuyu ele alıyor.” – The New York Times

Hiçbir Zaman Hiçbir Şey – Serdar Tuncer

18,90 
Yanlış bir şeyler var. Bu yanlışa yokmuş gibi yapmaya devam edersek yanlışın bir parçası olacağız. Doğruyu söylemeden, doğruca eylemeden sadece

İnsaniyet Namına – Gökhan Ergür

21,00 
“İnsan, iz sürmek için dünyadadır. Ruhuna üflenen hakikatin ardı sıra günlerini tüketmek için buradadır ve neyin peşindeyse sonunda ona dönüşecek

Yaşayan Kütüphaneler – Erol Yılmaz

21,00 
Nefes alan, nefes alınabilen, hayat veren… Günlük gazetelere, haftalık ve aylık edebî dergilere en geniş şekilde ve kolaylıkla erişilebilen, doya

Allah Cümlemizi Korusun – Bekir Develi

17,50 
Bekir Develi hayatımızda her an karşılaştığımız ve bir parçamız olan kavramlar üzerinden bir insan tasavvuru ortaya koyuyor. Çevremizdeki sıradan kahramanların öykülerini, kıyısına gelenlerin ikramsız kalmadığı bir su kaynağına benzetip, insanın ahlakla, gelenekle, modern dünyayla ilişkisine dair eleştirilerini içten bir duyarlılıkla paylaşıyor. Uzak coğrafyalardan yakın tanıklıklara uzanan ve okuyucusuyla dertleşmek isteyen bu metinler, bir yandan tefekkür kapısını aralarken bir yandan da şu duaya hep birlikte “Âmin” demeye davet ediyor: Allah cümlemizi korusun: Cümle’mizi ve cümlemizi!

Uzakların Saldırısı – Furkan Çalışkan

14,00 
Göbeği yolda düşen çocukların hayatları boyunca yolda olacaklarını, sabit bir yerde uzun süre ikamet edemeyeceklerini, biraz da başıbozuk bir ömür süreceklerini söyler eskiler. Kamyon kasalarında muşambalara dolanıp sınırı geçenler, develerin hörgüçlerine kundak yapanlar, dallara radyo asanlar, gümüş kemerleri emaye çanaklarla değiştirenler. Eskiler. Artık kimsenin eskisi olamayacak kadar eski olanlar… Gezen tilkiler mezarlığında, yatan aslanların diktiği çiçekler soldu artık. Kendi tabutunu sırtında taşıyanlar, bir gölgelik bulamadılar.