59 sonuçtan 1-12 arası gösteriliyor

Yüksek Ruhlar Serisi : Picasso – Metehan Doğan

17,50 
“Çocuklar zaten doğuştan ressamdır. Mesele, büyüyüp de hâlâ ressam kalabilmektir.”

Ali’nin Parçaları – Sadık Yalsızuçanlar

19,25 
“Ali,” dedim, “Kabbanî büyük şairler için neden, aslında tek mısra yazıp ölenlerdir, diyor?” “Çünkü,” dedi, “şiirin görevi, her şeyi açıklamak değildir. Uzun açıklamalar, papağanların, morukların ve haber bültenlerinin yaptığı bir şeydir.”

Şûle Yüksel Şenler – Demet Tezcan

35,00 
Bugün kazanılan özgürlüklerde onun mücadelesi var!.. "Kalemi, hitâbeti ve aksiyonerliği ile bir devrin bayrak insanı olmaya çalıştı. Pekçok sîneye heyecan ve özgüven verdi. İnancıyla ve iffetiyle dışarıda olunabileceğini işaretledi. En önemlisi de şiddete bulaşmadan nasıl hak aranacağının yolunu gösterenlerden oldu." -Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Psikiyatr- "Şûle Yüksel Şenler ideolojik kutuplaşmanın doruk noktada olduğu, üniversitelerde boykotlar, işgaller yapıldığı dönemde müslüman öğrenci¬lere sahip çıktı. Başörtüsü hareketini başlattı ve destekledi." -Yücel Çakmaklı, Yönetmen-

Satır Arası Hikâyeler – Serdar Tuncer

17,50 
"Vezir olmanın adam olmaya yetmediğini hikâyelerden öğrendik, kimsenin yaptığının yanına kâr kalmayacağını, bir böceğin bile sebepsiz yaratılmadığını, her işte bir hayır olduğunu, sevmeyi, sevilmeyi, cömertliği, kahramanlığı, saygıyı, adam olmayı, incitmemeyi, hatta ‘insan’ olmayı hikâyelerden öğrendik. Bu miras yarınlara taşınmalıydı. Kimi kalın ciltli kitapların sayfaları arasında saklanmış, kimi dilden dile asırlardır dolaşagelen bu hikayeler asla unutulmamalıydı. Yarınların çocukları soba başında ısınmayı bilmeseler de, mısırların çıtırtısını duymayacak olsalar da, en azından bu muhteşem mirastan mahrum kalmamalıydılar…"

Kedi Gözü – Sedef Erken

14,00 
“Etrafımızda giderek betondan dağlar yükselirken, bir toprak parçasına ayağımızı basamadan aylar geçirince, içimizde keskin karmaşalar yaratmaya başlayan titreşimler... Giderek daha yorgun kalkılan yataklar, daha hevessiz başlayan sabahlar... Bitti de kurtulduk dedirten gün batımları… Oysa gökyüzü hep aynı yerde duruyor, dünyanın henüz yok etmeyi başaramadığımız kuşları, ağaçları, onları saymamızı bekleyen yıldızları dışarıda bir yerlerde bizi çağırıyor. Sarılmak için, avutmak için, hayatın güzel olduğunu hatırlatmak için...” Gözlerimizi kör, kulaklarımızı sağır eden bu gürültülü ve hızlı hayatın içinde sahip olamadıklarımıza odaklanarak, bize verilenleri fark edemeden ömrümüzü harcıyoruz. Kedi Gözü, bardağın boş tarafına karşı yazılmış bir manifesto gibi… Sedef Erken, hayatın anlamlı ve güzel yanlarına işaret ederek etrafımızdaki uğultudan sıyrılmak, kargaşadan uzaklaşıp kendimizle buluşmak için bir şeyleri yeniden hatırlamaya çağırıyor bizi. Yaşama değer katan küçük ayrıntıları, gözümüzün önünde durduğu halde fark edemediklerimizi anlatıyor…

Tövbe Gölgeliği – Suavi Kemal Yazgıç

14,00 
ne söylesek kopmuyor fırtına ne söylesek geri gelmiyor sükûn

Söz Verilmiş Bahçe – Güven Adıgüzel

17,50 
Anekdotlar, epigraflar, hatıralar, notlar, aforizmalar, epizotlar, neşideler, değiniler, ülkeler, seyahatler, kısa hikâyeler, anılar, şehirler, sahneler ve çiçekler… Kelimelerle örülmüş huzursuz bir bahçe; söz bahçesi söz verilmiş bahçe! Uzun soluklu yorgun yürüyüşlere, dünya haritalarına sığmayan dünyalara, kendi mezarına çiçek bırakan adamlara ve refiksiz de revan olmaya değecek o yollara şâhit olmaya hazırlanın. Yarada büyüyen kurşun gibi ahzen ve gemini azıya almış atlar gibi coşkun! Güven Adıgüzel’den haysiyetli cümlelerin otağında yeşermiş ağırkanlı, buzkıran, yalınkılıç bir bahçe!

Mutluluk Onay Belgesi – Fatma Barbarosoğlu

21,00 
"Bura"da kimse yok mu! Öteki, beriki, biz, siz, onlar, hepimiz "ora" dayız. Mutluluğunu / öfkesini başkalarına onaylatmaya kalkan herkes, "bura" yı terk edip, bir başkası olarak "ora"ya, sanal aleme iltica ediyor. İnsanoğlu, 19.yüzyılın teknolojisine uzuvlarını kaptırdı.21.yüzyılın teknolojisine ise duygularını ve benliğini kaptırıyor. Dünya başkalaşıyor, değişiyor.Gündelik hayatın dijital kültüre yaslanan değişimini, öyküler üzerinden idrak etmek isteyenler için: Her günü bir ölçek Mutluluk Onay Belgesi. Fatma Barbarosoğlu'nun kaleminden Sanal Cumhuriyet’in yalnız vatandaşlarını okumak, kalbinize, aklınıza, fikrinize iyi gelecek.

Geldik Sayılır – İbrahim Tenekeci

24,50 
İnsan yorgunluktan ibarettir. Gelir, yorulur ve gider. Hayatın bir yolculuk olduğuna inanıyoruz. Gitmek için geldik. Bu yaşıma kadar gördüğüm güzellik ve inceliklerin bir kısmı bu kitapta bulunuyor. Geldik Sayılır, on beş yıl boyunca kaleme aldığım gezi ve dostluk yazılarından oluşuyor. Biraz da hatıralar, hevesler. Elbette gitmek istediğim halde gidemediğim yerler de var. Ahlat, Gelendost, Sultandağı gibi. Belki oraları da görme imkânım olur ve kitaptaki yerlerini alırlar.  

Berhayat – Mustafa Akar

14,00 
Hatırlar mısın, insan gitmekten yapılmıştır Dünya kalmaktan Kal benimle, gitme, dünya dar Alan açık, denizler var Allah’ın dağları ve evliyası aynı yaştalar Bunu ancak ikimiz bilebiliriz Yalpa yalpa merhamet Yalpa yalpa vicdan İnsan, gitmekten...

Türkiye Saati – Furkan Çalışkan

14,00 
Sonra bütün lambaları uyandırdık ayrılığı yakarak Çünkü ölüm, yani ününe kapıldığımız ölüm Topraktan yağmurlar altında yeşertir boz Enveriyeleri Karıştırır kırkları birbirine karışan çocukları kırklara Karşı tepede bekler Çatalca’da bir Bulgar generali Her şey zahmetsiz bir "belki" ile başlar burada Ve devam eder, harp ceridemizde yeni bir gelişme gibi

Mesnevi Seçme – Hikayeler

11,55 
Birisi, bir dostunun kapısına gelip kapıyı çaldı. Dostu, -Kapıyı çalan kim, diye seslenince adam, -Benim, diye cevap verdi. Dostu, -Şimdi git zamanı değil. Böyle bir sofra, ham kişinin makamı olamaz. Hamı, ayrılık ateşinden başka ne pişirebilir, nifaktan ne kurtarabilir, dedi. Adamcağız gitti, tam bir yıl dostunun ayrılığıyla yanıp yakıldı. Yanıp pişerek tekrar döndü, geldi. Dostunun evinin etrafında dolaşmaya başladı. Kapıya varıp, ağzından edepten dışarı bir söz çıkmasın diye yüzlerce korku ile kapıyı çaldı. Dostu, -Kim o, deyince, -Gönlümü alan dost sensin, diye cevap verdi. Dostu, -Mademki bensin, ey ben, gel içeri gir! Ev dar, iki kişi sığmıyor, dedi. Onu içeri aldı.