86 sonuçtan 1-12 arası gösteriliyor

Yüz Adımlık Yolculuk – Richard Morais

28,00 
"Lumière Bulvarı'nın bir tarafından diğerine yaptığım bu yüz adımlık yolculuğa bir sürü duygu sığıyordu. Şeker tozuna bulanmış söğüt ağacı, kurşun kaplı camlar ve dantel perdeler, eğri ahşap merdivenlerin bile harika Fransız gelenekleriyle bezeli olduğu zarif malikâne karşımda duruyordu." Bir göçmen olarak, Fransız mutfağının en ünlü gurme şeflerinden birine dönüşen Hasan'ın hikâyesi zorlu yollar ve dönemeçlerle dolu... Bu dünyada ayakta kalabilmek adına babasının verdiği çabalara saygı duyup onun yolunda ilerleyen Hasan, tüm içtenliğiyle ve masumluğuyla kalbimizi fethedecek... Fransız mutfağının tüm inceliklerini öğrenmek adına adım attığı bu yolculuk bakalım onu nereye götürecek...

Hayyam – Sadık Yalsızuçanlar

17,50 
“Gölgeye bir daha dönmemek üzere ayrıldım. Kendimden kurtuldum artık. Ondan bundan kurtuldum. Hiçbir hançer yaramaz tenimi, şerha şerha yarıldım. Bundan böyle orada, birinci semanın feleklerinde arayın beni. Şimdi sadece gözüm kamerde, şemste, zuhalde. Senin belirdiğin yerde, ayan olduğunda.” “Hiç” olma yolunda “şey”e varan bir yolcu… Hakikati yıldızlarda arayan Hayyam’ın hiçbir şeyin anlamının kalmaması için kendisini   tümüyle aradan kaldırması gerektiğini anladığı anlar ve onun gözünde “şey”lerin artık kendi   başına bir anlam ifade etmediği zamanlar… Yüzyıllardan beri yaşam felsefesi, rubaileri ve sözleriyle ruhumuzu aydınlatan Hayyam, Sadık Yalsızuçanlar’ın güçlü kaleminden çıkan bu anlatı ile yeniden okuyucuyla buluşuyor.

Ne Kadar Gamlı Bu Akşam Vakti – Safa Önal Kitabı

42,00 
“Safa Önal Kitabı”, kirlenmemiş bir dünyanın bütün izlerini taşıyor. Yasemin Arpa’nın kaleme aldığı kitabın adına ise bayıldım: “Ne Kadar Gamlı Bu Akşam Vakti”. Ahmet Haşim’in “Bahçe” adlı şiirinde geçen bu dize, Safa Önal’ı ne kadar da güzel özetliyor! Edebiyatla başlayan, sinemayla yoğrulan bir hayat… Kırılgan, eskiyi özleyen, yeniyi yadırgayan naif bir hayat… Hararetle tavsiye ederim. Ahmet Hakan - 1 Mayıs 2009 Safa Önal bir ustadır, bir bellek gücüdür, ‘filme çekilmiş 395’ senaryosuyla ‘bir dünya rekorunun’ sahibidir, Türk sinemasının en önde gelen kişilerinden, sinemamızın tarihçesi ondan sorulmalı… Ama yalnız o kadar mı? O kadar olmadığını olamayacağını, ‘Ne Kadar Gamlı Bu Akşam Vakti’ni okurken bir kez daha kavradım. Dostum, ağabeyim Safa Önal anlatma ustasıdır. Bu anlatma ustası yaşamını…yaşamı anlatıyor (…) Selim İleri - 19 Haziran 2009 SAFA Önal’ın kitabının adı da tam ona uygun:“Ne kadar gamlı bu akşam vakti” Safa Önal’ın renkli yaşamına özenenler, kıskananlar, önce onun duygularını bilmeliler. Hasan Pulur - 30 Ağustos 2009 Ne kadar gamlı bu akşam vakti… diyor Safa’cığım. Okumaya bir başlarsanız sabahı bulursunuz. Safa Önal’ı tanımak lazım. İstanbul, tarih, anıt, müze, şiir, musiki, aşk, balık, rakı, serserilik, delikanlılık, beyefendilik, ne ararsanız var. Nemli gözleriyle sizi sevgi yağmurunda bir güzel ıslatır, sonra da muhabbet denizinin tam ortasına indirir. Rauf Tamer - 14 Ekim 2009

Genç Müslümana Mektuplar – Omar Saif Ghobash

21,00 
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Rusya büyükelçisinden, 21. yüzyılda Müslüman olmak üzerine cesur ve samimi bir anlatı… Omar Saif Ghobash, oğluna yazdığı mektuplarda, eğitimli bir diplomatın deneyimi ve baba olmanın sorumluluğuyla, çağımızın küresel problemine dair okunmaya değer bir metin sunuyor. Bugünün genç Müslümanları yarının liderleri olacak, ancak çoğu, teknoloji devrinde kolayca maruz kaldıkları köktenci propagandaya karşı savunmasız! Ghobash, aktif ve üretken bir biçimde modern dünyaya ayak uyduran ılımlı Müslümanların İslam’a uygun tek bir ses olmak için nasıl bir araya gelebileceklerini tartışıyor, “İyi Müslüman olmak ne demektir?” sorusunun cevabını arıyor. Omar Saif Ghobash, tüm bu sorular çerçevesinde, karşılaşabileceği zorluklar için oğlunu cesaretlendirirken günümüz dünyasının karmaşasında dinlerine sadık olmaları konusunda gelecek nesillerdeki Müslümanlara da ışık tutuyor.

Herkes Kağıt Sanatı Yapabilir – Elizabeth Moad

31,50 
Kişiye özel yapılmış el yapımı bir hediye, hediyeyi veren için de alan için de mağazadan alınan bir hediyeden çok daha fazla anlam taşır. Birkaç basit teknikle sadece benzersiz değil aynı zamanda profesyonel ve göz alıcı bir kart, bir hediye ya da süsleme hazırlamanız mümkün!

Cam ve Elmas – Sadık Yalsızuçanlar

17,50 
Sadık Yalsızuçanlar’ın bilge Ebu'l-Hasan Harakânî’nin yaşamını çarpıcı bir dille ve neredeyse gerçeküstü bir düzlemde anlattığı Cam ve Elmas romanı yeniden okurlarıyla buluşuyor. Bir belgesel filmin çekimleri için Kars’taki Harakani dergâhına yolu düşen ekibin kameramanı, kentte gittiği yerlerde görüp işittiklerini zamanın ötesinde bir yerden, kalbinden anlatıyor.

Kalküta – Kaan Murat Yanık

14,00 
Tunçtan yağmurlar dürttü şehri Ölü baykuş dirildi Tapınağın tüm beşikleri ıslandı Gri elmalarla mumyaladılar prensi Böğründeki dövmeyi öpüp, okşadılar Gövdesinden yemişler döken ağacın, Tepesine uzattılar. Sarı sarnıçtan su içen her kadını Kaplanlara attılar. Ölü baykuş uçtu. İki at girdi avluya Kişnemeleri beşikleri kuruttu. Samanalar yürüdü önden Bellerinde mandarin kemerleri. Ellerinde; şankha, tanpura, şehnayi, sitar… Kanatlarına inci dizilmiş turnayı vurdular, Şekere, safrana buladılar. İki çocuk yoka çekildi. Ağaç yalazlara teslim etti, kendini. Kalküta’yı yanık sedef kokusu kuşattı. Ölü baykuş, düştü.

Kameralı Katil – Thomas Glavinic

14,00 
Paskalya tatilinde arkadaşları olan bir çifte kalmaya giden anlatıcı ve karısı, hemen aynı gün o civarda bir cinayet işlendiğini öğrenirler. Adamın biri üç erkek kardeşi kaçırmış, içlerinden ikisini tehdit ve psikolojik işkenceyle, yüksek bir ağaçtan atlayarak ölmeye zorlamış, üstelik bütün bu süreci filme almıştır. Bir televizyon kanalı cinayet videosunu yayınlamakta gecikmez: Dışarıda kitle gösterileri ve polisin hummalı arayışı sürerken dört arkadaş cinayetin yarattığı kaygı ve dehşete rağmen hastalıklı bir merakla kilitlendikleri yayın akışından kopamazlar bir türlü... Kameralı Katil, Avusturyalı yazar Glavinic'in kendine özgü bir ironiyle kaleme aldığı bir medya eleştirisi aynı zamanda.

Gerçeklik Şovundan Gerçeklik Kurgusuna – Beyaz Camın Reality Şov Hali – Sema Karabıyık

19,25 
Yüzlerce/binlerce başvuru arasından, saatler süren görüşmeler sonucu, zaaflarını, hayallerini, hayattan beklentilerini altın tepside yapımcılara sunarak, Imzaladıkları sözleşme ile küçük düşürülmeyi ya da gülünç duruma düşmeyi en başından kabul ediyorlar . Ekranda görülen tüm reality şovlar, izdivaçlar dahil, gerçeklik kurgusundan ibaret. Gerçeği temsil etmiyor, gerçeği kurguluyorlar.

Faul Problemi – John Feinstein

26,95 
“John Feinstein ‘günümüz Amerika’sının en iyi spor yazarı’ olarak görülüyor ve bu nefes kesen romanda bunu bir kez daha kanıtlıyor.” The Boston Globe Terrell, ülkedeki en iyi lise basketbol oyuncularından biridir. Takımının ülke şampiyonu olması beklenmektedir. Bütün okullar ona burs vermek için sıraya girmiştir ve herkes önünde sonunda NBA’de oynayacağına kesin gözle bakmaktadır. Ancak, atacağı tek bir yanlış adım ona her şeyini kaybettirebilir… Okul seçme dönemi geldiği zaman herkes Terrell’a yakın davranmaya başlamıştır: ayakkabı şirketleri temsilcileri, yetenek avcıları ve ajanlar. Onu güzel kızlar, hızlı arabalar ve para ile kandırmaya çalışmaktadırlar. Hepsi Terrell’a yardımcı olmak istediğini söyler ama böylesi yardımlar Terrell’ın diskalifiye olmasına neden olabilir. Bu yüzden ligi bitirmek için gözünü toptan ayırmaması gerekmektedir. ABD’li spor yazarı John Feinstein, kolej basketbolunun ardında dönen büyük paraları, gizli kapaklı yapılan anlaşmaları bu sürükleyici romanda anlatıyor.

Otel Arkadya – Sunny Singh

24,50 
“Güçlü ve ilgi çekici… Singh’in romanı yalnızca sürükleyici bir gerilim değil. Çok daha fazlası.” Independent Sam, ölülerin rahatsız edici biçimde güzel fotoğraflarını çekmesiyle ünlü bir savaş fotoğrafçısıdır. Zor ve yorucu bir görevin ardından pahalı bir otele yerleşir. Ama ne yazık ki teröristlerin saldırı yapacağı zamanı seçmiştir. Otel müdürü Abhi hiçbir zaman kahraman olmayı düşünmemiştir; asker babası ve kardeşi için tam bir hayal kırıklığıdır. Kendi olabileceği ve sığınacak bir liman olarak gördüğü otelde şimdi bir terörist saldırısının ortasında, müdür odasında sıkışıp kalmıştır; hayatta kalan misafirlerini çaresizce kurtarmaya çalışmaktadır. Sam, Abhi’nin ondan sessizce odasında kalma isteğini reddeder ve fotoğraflar çekmek için otelde dolaşmaya başlar. Bu sırada, ölen ailesinin yanında duran küçük Billy’yi canlı olarak bulur. Sam’in, yaralı olan Billy için ne yapması gerektiği hakkında en ufak bir fikri yoktur. Daha fazla insan öldürülüp gerilim arttıkça Abhi, Sam ve Billy arasındaki bağ da güçlenir. Artık kim sağ çıkarsa çıksın, hiçbiri eskisi gibi olmayacaktır.