Gösterilen sonuç sayısı: 8

Masumiyetin Son Günleri – Selahattin Yusuf

24,50 
Masum, üniversitenin en karizmatik ve gözü pek öğrenci lideri; Handan ise en güzel kızlarından biridir. Büyük ve ünlü aşk, daha başlangıcında gizemli bir yara almıştır. İlişkileri, hayata atıldıktan sonra kabusa döner. İkisi arasındaki sınıf farkı zamanla belirginleşir. İkilinin idealist mücadelesi zamanla toplumdan aile içine taşınır ve birbirlerine yönelir. Yoksulluktan gelen Masum, zamanla gençlik hülyalarını ve ideallerini de yitirir. Küçük burjuva Handan ise yeni toplumsal düzende daha da güçlenir. Masum köşeye sıkışmıştır. Her yönden delik deşik olmuş hayatının intikamını, içinde çoktan bir sabit fikre dönüşmüş olan meslek başarısına bağlar... Selahattin Yusuf’un çarpıcı bir üslupla kaleme aldığı “Masumiyetin Son Günleri” bir yanıyla aşk, toplum ve birey ilişkilerini irdelerken; öte yandan kültür ve sanat dünyasına yöneltilmiş keskin eleştiriler içeriyor.

İsa Hanginiz?

28,00 
Selahattin Yusuf’un İsa Hanginiz?’i, okuyup bırakacağınız değil, dönüp altı çizili satırlarına yeniden bakma ihtiyacı hissedeceğiniz; müziğin, şiirin ve felsefenin zenginleştirdiği bir roman.

Bir Masal İsmet Özel’i

17,50 
Elinizdeki kitap, bir entelektüel olarak İsmet Özel'in düşüncesini hakiki nitelikleriyle kavrama çabasının ürünüdür. Bir Masal İsmet Özel'i, yeni ya da eski bir İsmet Özel Masalı değildir.

Başka Göklerin Altında

17,50 
“Şimdi, Çankaya’dan Tunalı’ya doğru yürüyorum. Süngüsü düşmüş bir çapulcu gibi. Adımlarım acelesiz. Kuğulu Park bitkin, şişelerinin diplerine o dolunaydan birer tane kıstırıp uyumuş sarhoşlarıyla. İzmaritim, bir fermuar gibi sarkıyor dudaklarımın kenarından. Kar, sevgili sargı bezimiz bizim. Örtüyor dünyamızı, kocaman yassı yaramızı. Şaşkın, Hafızasız.

Şimdiki Zamanın İzinde

17,50 
Selahattin’in yazılarını zevkle ve heyecanla okuyorum. Gündelik kuru politikaların, kaypak sağcılığın, pragmatizmin, cehaletin, kabalığın, ruhsuzluğun, şiirsizliğin, zevksizliğin işgali altındaki günümüzün kurtarılmış bölgeleri olarak görüyorum bu yazıları. Sapına kadar insani ve sapına kadar şairane şeyler dönüyor burada. Selahattin yazılarını yazarken, yol boyunca edindiği bütün bilgileri, tecrübeleri, hassasiyetleri seferber ediyor. Fena halde önemsiyor yaptığı işi. Fena halde önemsiyor okurlarını. İnsanı bayağılaşmaya zorlayan piyasa şartlarının karşısına dikiliyor. Herkesin hasretle andığı eski zaman muharirlerinin o şık kalemşörlerin yolunu takip ediyor. Söylemeliyim ki kendisi, yazarlığını kıskandığım birkaç adamdan biridir. Hakan Albayrak

Şafaktan Çok Önce

17,50 
İstanbul’dan Siirt’e oradan da Eruh’a uzanan bir hikaye… Bir askerlik güncesi tarzında edebiyattan felsefeye, toplum eleştirisinden siyasete bir yolculuk; ama hepsinden önce bir yüksek farkındalık hali… Dostoyevski, Wittgenstein, Ece Ayhan, Kafka, Theodor Adorno, Nietzsche gibi sayısız yol arkadaşıyla çıkılan yolculukta, zamana düşülen notlar ve meşakkatli bir askerlik deneyiminden arda kalan anılarla; yazarın dünyasını keşif Şafaktan Çok Önce.

Niçin Ağlıyorsun Elisabeth

17,50 
Bu kitap, hayal kırıklığına uğramış bu köprülerle epey içli dışlı olmuş bir yazarın çalışması. Sulara doğru uzanmış bir tahta iskeleyi, karşı kıyıya doğru uzanırken önü kesilmiş olarak hayal etmek, iskeleye bir “hayal” izafe etmek, sonra da onun kırıldığını ima etmek...

Sirenleri Taşa Tutun

17,50 
“Sirenleri Taşa Tutun!” 1996-1999 yılları arasında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış yazılardan oluşuyor. Bu yazılardaki enerji, tipik bir ilk gençlik saflığı barındırıyor. Ama insanın kalbine ilginç bir nabız da yerleştiriyor.