Gösterilen sonuç sayısı: 8

İstanbul Sendromu – Carlos Flores Arias

28,00 
Sebastian Mustakis Yunan asıllı Şilili genç bir gazetecidir ve bir gün ailesi tarafından ismi dahi anılmayan teyzesi Sofía’nın günlüklerini bulur.

Yuvayı Keşfetmek – Nadine Gordimer, Ben Okri, J.M. Coetzee

24,50 
“Afrika’yı göz ardı etmek kolay. Afrika’ya büyüklük taslamak kolay. Afrika’yı sevdiğini iddia etmek kolay. Afrika’yı sömürmek kolay. Afrika’yı hor görmek

Sana Bir Köpek Satayım – Juan Pablo Villalobos

25,20 
Villalobos’un o meşhur absürt ve komik üslubu, klasikleşmiş tuhaf karakterlerinin etrafında adeta kendiliğinden şekillenerek okuyucusuna Meksika’da geçen şahane bir macera romanı sunuyor. Kim bilir, eğer olaylar başka türlü gelişseydi, belki yine bu romanda aynı şeyler olup biterdi. Çünkü gelecek, her zaman kaderi geçmişten belirlenmiş bir sonuçtur ve Adorno’nun da dediği gibi, “Yanlış hayat, doğru yaşanamaz.”

Abdülhamid’in Rüyası / Ertuğrul – Ömer Ertur

28,00 
Abdülhamid’in Rüyası Ertuğrul 1889 yılında Konstantiniye’den yola çıkıp, 1890 yılında Yokohama’ya ulaşan beş yüz Osmanlı bahriyelisinin ihtişamlı olduğu kadar, bahtı kara bir firkateyndeki seferini konu ediyor. Bu beş yüz bahriyelinin görevi, güzergâhları boyunca yanaştıkları limanlarda Osmanlı İmparatorluğu’nun iyi niyet elçiliğini yapmak, nihai istikametleri olan Japonya’ya varınca Japon İmparatoru ile diplomatik anlaşmalar yapmak üzere masaya oturmaktı. Firkateyn hedefine sağ salim ulaştıysa da 1890 yılı sonbaharında, Konstantiniye’ye dönüş yolundayken bir tayfuna tutuldu. On dokuzuncu yüzyılın en büyük donanma faciası bu şekilde gerçekleşti. Dahası hayatta kalan Osmanlı bahriyeleri ile kaza sonrası Japonya sahilinde onları karşılayan Japon köylüler arasında emsaline rastlanmamış bir kültürel bağlantı bu felaket sonucunda başladı. Kısmen gerilim romanı, kısmen bir destan, kısmen de tarihsel roman özellikleri taşıyan Abdülhamid’in Rüyası Ertuğrul, okuyucuları, on dokuzuncu yüzyılın bu görkemli döneminde gerçekleşmiş olayları bizzat yaşayan kişilerin bakış açısıyla anlatıldığı bir deniz yolculuğuna davet ediyor. Abdülhamid’in Rüyası Ertuğrul fırtınalı denizlerin, coşkulu limanların, yaşamış insanların romanı; geminin fotoğrafçısı Teğmen Haydar’ın, Bando Şefi Üsteğmen İsmail’in, Şair Ali Ruhi Efendi’nin ve fakir bir Japon balıkçı Tomokiçi’nin hikâyesi…

Bir Çılgınlık Yürüyüşü – John Feinstein

42,00 
Bu kitabın yazıldığı tarih olan 1998’den, günümüze, yani 2018’e kadar, ACC’deki rekabet düzeyi hiç değişmedi. NCAA’in her liginde olduğu gibi, Atlantik Kıyısı Ligi’nde de dev salonlar, o salonları tıka basa dolduran on binlerce seyirci, o seyircinin önünde oynanan nice destansı maç ve anlatılmaya değer pek çok güzide hatıra var.Ama ACC, rekabetin en üst düzeyde yaşandığı, herkesin kendini genç oyuncularla sürekli başarılı olmak zorunda hissettiği bir lig. 1997’de bu lig, Mike Krzyzewski, Dean Smith, Dave Odom, Jeff Jones, Gary Williams, Pat Kennedy, Bobby Cremins, Rick Barnes ve Herb Sendek gibi nice muhteşem koçla nice unutulmaz hikaye yaşadı. ACC Ligi’nin, turnuvasının ve de Mart Çılgılığı’nın her yönüyle anlatıldığı bu eserde, Duke, North Carolina, Wake Forest, Virginia, Maryland, Florida State, Georgia Tech, Clemson ve NC State başta olmak üzere pek çok takımın öyküsüne, usta yazar John Feinstein’ın kaleminden şahit olacaksınız. Basketbolda galibiyeti alanlar, sahadaki oyunculardır. Ama başarıyı kazanmak, sahanın dışındaki sayısız etkene bağlıdır. Bu eser, okuyucuyu başarının yolculuğuna çıkartıyor.

Şûle Yüksel Şenler – Demet Tezcan

35,00 
Bugün kazanılan özgürlüklerde onun mücadelesi var!.. "Kalemi, hitâbeti ve aksiyonerliği ile bir devrin bayrak insanı olmaya çalıştı. Pekçok sîneye heyecan ve özgüven verdi. İnancıyla ve iffetiyle dışarıda olunabileceğini işaretledi. En önemlisi de şiddete bulaşmadan nasıl hak aranacağının yolunu gösterenlerden oldu." -Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Psikiyatr- "Şûle Yüksel Şenler ideolojik kutuplaşmanın doruk noktada olduğu, üniversitelerde boykotlar, işgaller yapıldığı dönemde müslüman öğrenci¬lere sahip çıktı. Başörtüsü hareketini başlattı ve destekledi." -Yücel Çakmaklı, Yönetmen-

Aşkın Çoban Ateşi – Hacı Bektaş / Kenan Kalecikli

28,00 
Nişabur çarşılarında dükkanların sergileri ilk kez o yıl yazlık giysilerle değiştirilmemişti, kalın kumaşların yerini her ilkyazda olduğu gibi rengarenk boyanmış ince, ipek kumaşlar almamıştı. Çarşılardaki alışılmış tarçın, kuru biber, zencefil, karanfil, nane ve zerdeçal gibi onlarca baharatın birbirine karışarak oluşturduğu kokunun yerine geçen ölüm korkusunun bedenlerdeki her hücreye sinen dehşetinin etkileri karşı karşı konulmaz biçimde artarak dayanma sınırlarını epeyce zorlamıştı.

Osmanlı’da Yenilenme ve Türkiye’nin Sorunları

19,25 
Ünlü yazar Paul Imbert 1909 yılında yazdığı bu eserinde Osmanlı'nın son dönemlerinin panoramik bir görüntüsünü sergiliyor. Batının Osmanlı ve Türklere kayıtsız kalmadığını, hele mesele kişisel çıkarlarıysa sanki bize yardım etmek istiyorlarmış gibi görünüp hemen sorunlarımıza el attıklarını çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.