50 sonuçtan 1-12 arası gösteriliyor

Suya Yansıyan – Harun Yakarer

20,00  14,00 
Korkuluğu ölüm tehlikesi sanıyor kuşlar Dünya bir korkuluk,ölüm muhakkak Ağladığını göstermedin kimseye,yaşamayı denerken Bir gözyaşı gibi sildin kendini yerin yüzünden

Dün Bu Saatlerde – Mehmet Burak

20,00  14,00 
Pazarın sokağına kurulan ikindi Ertesi gününü gösteriyor sana Bir sıkıntıdır yapışmış yakana Mesai saatlerindeki koca akrep Çünkü ayrılığa çalışıyorsun hep

Üsküdar Hüzün Park – Murat Çelik

20,00  14,00 
Alıp başını giden birşeyleri var içimin Mümkün değil Koyduğum yerde bulamıyorum kendimi…

Kaf ve Rengi – Ahmet Murat

20,00  14,00 
Toprağı ve suyu seyredişini öveceğim Son cemrelerin dansa kaldırdığı Ablaların için uzaktan sevinişini, Bir portakal trenini alkışlar bir çocuk Bunu

Tekrar Selam Ederim – İbrahim Tenekeci

30,00  21,00 
Bizler siyasetten değil,istikametten sorumluyuz. Kişiler ve kurumlar değişir,hakikatten değişmez. Herkes gider, o kalır. Yalnız bize iyiliği dokunan insanlara değil ;

Türkçe Karakter – Fatih Muhammet Atasever

20,00  14,00 
Annemin ayağı kırıldı, Cennete bir şey olmuş mudur ? Eser Adı:Türkçe Karakter Yazar adı :Fatih Muhammet Atasever Yayınevi :Profil Kitap

Ölüm Öncesi – İlker Nuri Öztürk

20,00  14,00 
Geceyi siyahından ayır kalabalık dağılsın, ay çalınsın yeniden. oraya vardığımızı nasıl anlarız? bunu bilmekle süsler bir anne evdekileri. Eser Adı:

Eylül Şiirleri – Nurettin Durman

20,00  14,00 
Demeseydim keşke güzel taraflarını kalbimin Bana kalsaydı ne olurdu sanki bir merhaba Kırılmazdı kimse bana yolumun üstündeki Kırık dökük şeyleri

Tövbe Gölgeliği – Suavi Kemal Yazgıç

20,00  14,00 
ne söylesek kopmuyor fırtına ne söylesek geri gelmiyor sükûn

Berhayat – Mustafa Akar

20,00  14,00 
Hatırlar mısın, insan gitmekten yapılmıştır Dünya kalmaktan Kal benimle, gitme, dünya dar Alan açık, denizler var Allah’ın dağları ve evliyası aynı yaştalar Bunu ancak ikimiz bilebiliriz Yalpa yalpa merhamet Yalpa yalpa vicdan İnsan, gitmekten...

Türkiye Saati – Furkan Çalışkan

20,00  14,00 
Sonra bütün lambaları uyandırdık ayrılığı yakarak Çünkü ölüm, yani ününe kapıldığımız ölüm Topraktan yağmurlar altında yeşertir boz Enveriyeleri Karıştırır kırkları birbirine karışan çocukları kırklara Karşı tepede bekler Çatalca’da bir Bulgar generali Her şey zahmetsiz bir "belki" ile başlar burada Ve devam eder, harp ceridemizde yeni bir gelişme gibi

Kalküta – Kaan Murat Yanık

20,00  14,00 
Tunçtan yağmurlar dürttü şehri Ölü baykuş dirildi Tapınağın tüm beşikleri ıslandı Gri elmalarla mumyaladılar prensi Böğründeki dövmeyi öpüp, okşadılar Gövdesinden yemişler döken ağacın, Tepesine uzattılar. Sarı sarnıçtan su içen her kadını Kaplanlara attılar. Ölü baykuş uçtu. İki at girdi avluya Kişnemeleri beşikleri kuruttu. Samanalar yürüdü önden Bellerinde mandarin kemerleri. Ellerinde; şankha, tanpura, şehnayi, sitar… Kanatlarına inci dizilmiş turnayı vurdular, Şekere, safrana buladılar. İki çocuk yoka çekildi. Ağaç yalazlara teslim etti, kendini. Kalküta’yı yanık sedef kokusu kuşattı. Ölü baykuş, düştü.