39 sonuçtan 1-12 arası gösteriliyor

Sözün Başladığı Yer – Erhan İdiz

21,00 
O zaman şöyle başlayalım: Önce söz vardı, kelimeler, yani yara… 

Gargat Ağacı – Ufuk Tufan

23,10 
İsrail ile Türkiye’nin sıcak bir savaşa girmesi durumunda yaşanabilecekleri soluksuz okuyacak, İsrail ile taşeronlarının Ortadoğu haritasından silinmesine müteakip yeniden şekillenecek dünya düzeninde 2023 sonrası Türkiye’nin nasıl bir konumda olacağını Tufan’ın bakış açısından göreceksiniz.  

Sığınak – Duygu Gecü Yüzseven

17,50 
Ürpertici itiraflarla gelişen bu romanda genç bir kadının karanlık geçmişi gün yüzüne çıkıyor. 

Ali’nin Parçaları – Sadık Yalsızuçanlar

19,25 
“Ali,” dedim, “Kabbanî büyük şairler için neden, aslında tek mısra yazıp ölenlerdir, diyor?” “Çünkü,” dedi, “şiirin görevi, her şeyi açıklamak değildir. Uzun açıklamalar, papağanların, morukların ve haber bültenlerinin yaptığı bir şeydir.”

Belki de Üzülmeliyiz – Ahmet Murat

17,50 
Ahmet Murat, bir tür “ahir zaman yazıları” yazıyor. Dünyanın ve insanın değiştiğine derinden şahitlik eden yazılar bunlar. Derinden, çünkü yazar sulardaki ve buğdaydaki değişimin izlerini, iftar çadırlarına ya da telefon rehberlerine kadar takip ediyor. Bu yazılar, ahir zamanda yaşayan müminin, dışarıdan hemen nüfuz edilemeyen ıstırabının üzerine eğiliyor. Belki de Üzülmeliyiz’de toplanan yazılar arasında, taşradan insan manzaraları da var. Bunlar da bir yönüyle, artık elimizin erişemeyeceği, aklımızın ermeyeceği bir geçmişte gömülmüş kalmış olan, sıradan kahramanların öyküleri. Sokaktan seçilmiş bu sıradan insanlar, yazarın satırlarında, bir zamanlar içinde soluk alıp verdiğimiz iklimin muhkem unsurlarına dönüşüyorlar. Bu denemeleri belki de kestirmeden şöyle tanımlayabiliriz: Her şeyin her şeye, her şeyin bir şeye bağlandığı yazılar.

C’nin Hazırlanmış Hayatı

14,00 
DENEME, ARAŞTIRMA, ROMAN VE SENARYO GİBİ BİRÇOK YAZI ALANINDA ÖNEMLİ ÇALIŞMALARI BULUNAN, ÖZELLİKLE ÖYKÜ ALANINDA YAPMIŞ OLDUĞU ÇALIŞMALARLA TANINAN VE ESERLERİNİN BİR KISMI DÜNYA DİLLERİNE ÇEVRİLEN SADIK YALSIZUÇANLAR, “C’NİN HAZIRLANMIŞ HAYATI” ADLI ESERİNDE ŞEHRİN MERKEZİNDE YAHUT HAYATIN KENARINDA, EN GİZEMLİ GÖRÜNEN YÖNLERİYLE BİRTAKIM YAŞAMLARI, HER KİTABINDA OLDUĞU GİBİ YENİ BİR YAKLAŞIMLA OKUYUCUYLA BULUŞTURUYOR…

Domuz Kasabı

23,10 
Çıkışsız dar bir vadide yaşayan ilkel bir grup insan, ormandaki dev yaban domuzlarıyla da mücadele ederek hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Kurganlık Vadisi olarak adlandırılan bu yerdeki yaşam, sorgulanmayan ve itiraz edilmeyen katı bir kurala sahiptir; vadiye senede bir kere dış dünyadan birisi gelmekte (getirilmekte) ve gelen ‘takasçı’ vadi halkından birisini seçip ölüme göndererek onun yerine geçmektedir.

İsa Hanginiz?

28,00 
Selahattin Yusuf’un İsa Hanginiz?’i, okuyup bırakacağınız değil, dönüp altı çizili satırlarına yeniden bakma ihtiyacı hissedeceğiniz; müziğin, şiirin ve felsefenin zenginleştirdiği bir roman.

Yüzümü Tanı

14,00 
Türkçesiyle, gözlem yeteneğiyle, insani öze olan lgisiyle dikkat çeken bu genç öykücüyü heyecanla takdim ediyoruz . Yayınevi : Maviağaç Dizi Adı : Profil Öykü Türü : Öykü Cilt Bilgisi : Karton kapak Kağıt Bilgisi : Özel kitap kağıdı 70 gr Basım Tarihi : 2016 / Mayıs Basım Bilgisi : 1.Baskı Sayfa Sayısı : 128 Kitap Boyutları: 13,5x21 Kitap Ağırlığı : 110 gr. ISBN No : 978-975-996-824-3 Barkod No : 9789759968243

Gariplerin Kitabı

14,00 
Ebubekir Kurban , satırlara dizdiği kelimelerini Allah’a emanet etmiş bir yazar. Her seferinde kalbinden yola çıkıp dostların,toprağın,gariplerin kalbine dönen, kalplere dokunan bir derviş .

Ahir Zaman Gülüşleri

17,50 
Ahir Zaman Gülüşleri, “Hikaye merhemdir, usul usul geçer yaraların üstünden” diyen sosyolog-hikayeci Fatma Karabıyık Barbarosoğlu′nun dördüncü hikaye kitabı Çağdaş hikayenin önde gelen isimlerinden olan Barbarosoğlu, Ahir Zaman Gülüşleri′nde değişimin hızı karşısında insan olma cevherini koruma çabası gösteren ahir zaman insanının trajik-komik hikayesini usta bir dille sunuyor okuyucularına.

İki Kişilik Rüyalar

17,50 
Sulara anlatılacak rüyalardandı. Akan sular yoktu oysa. Su yerine kâğıt yetişti imdada. Okuyanlar önce ne duyduysalar, “İşte budur, ben de bu rüyanın tam şurasın dayım”' dediler. Böyle evler görmüşler, böyle bahçelerde yitirdikleri olmuştu. Ama kapıların bu kadar kendine açık ve bu kadar kendine kapalı olduğunu henüz bilmiyorlardı.