Gösterilen sonuç sayısı: 2

Melankolik Komedi

25,00  17,50 
1990'lı yılların sonundan bu yana Hollywood komedisinde, muazzam gişe başarıları yakalayan ana-akıma paralel olarak yeni bir akım gelişmekte ve seyirci kitlesini giderek genişletmektedir. Katja Hettich, Melankolik Komedi’de birçok filmi inceleyerek bu komedi türünü tanımanızı sağlıyor: Rushmore (1998), The Royal Tenenbaums (2001), Wes Anderson'ın Steve Zissou ile yarattığı The Life Aquatic, Punch-Drunk Love (2003, Paul Thomas Anderson), Lost in Translation (2003, Sofia Coppola), Garden State (2005, Zach Braff), Charlie Kaufman'ın senaryolarından yaratılan Being John Malkovich (1999) ve Spike Jonze'nin rejisiyle Adaptation (2002) ve de Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004, Michel Gondry). Bu komediler; hem entelektüel bakımdan uyarılmak isteyen, hem duygu ve fantezi dünyalarının doyurulmasını bekleyen hem de ironik esprilerden tat alan herkes için “mutlaka izlenmesi gerekenler” listesindeki yerini almaktadır. Ayrıca izleyicilerin kolektif belleğine birtakım göndermeler yapmasıyla da büyüleyici bir etki yaratmaktadır: Birlikte yaşanmış bir sinema tarihi ve popüler kültüre dair ikonografiler ve semboller vasıtasıyla izleyici ile film arasında karşılıklı bir anlayış doğmaktadır.

Afişler Gibi Yüzün

20,00  14,00 
İnceden inceye yağan yağmur, hayatın hızlı akışını birden yavaşlatır. Melâli ve hüznü taşır bize; kaybettiklerimiz düşer aklımıza.Şehrin sokaklarını sarmalayan yağmur, içimizdeki en derin noktaya ulaşmayı başardığında, gerçekliğin naif taraflarımıza ördüğü zincirlerden kurtulmayı dener, başımızı alıp gitmek isteriz uzaklara. Yağmur, insanlığımızı hatırlatır bize. Melânkolinin kucağına atıldığımız bu zamanlarda içe döneriz. Yalnız ve avare yürüyüşlerden imdat dileriz. Yitik sevgiliyi en çok yağmurla arar, yağmurla gelmesini bekleriz. Tenha sokaklarda yürür, kaldırım taşlarından dostluk umarız.