45 sonuçtan 1-12 arası gösteriliyor

Ali’nin Parçaları

27,50  19,25 
“Ali,” dedim, “Kabbanî büyük şairler için neden, aslında tek mısra yazıp ölenlerdir, diyor?” “Çünkü,” dedi, “şiirin görevi, her şeyi açıklamak değildir. Uzun açıklamalar, papağanların, morukların ve haber bültenlerinin yaptığı bir şeydir.”

Bizi Üzen Bütün Kanatlar

27,50  19,25 
Bu kitaptaki öyküler ikiye ayrılıyor: gözlerimizin kısacık bir sürede, su gibi içtiği uzunlar; kalbimizin bize uzun uzun şerh ettiği kısalar. Kader, sevgi, insanı tehlikeye atan arzular, varlık, ölüm… Tüm bu derin konular absürdün ayıltan şaşırtıcılığıyla kaleme alınıyor.

Hatıra Kadar Narin Hafıza Kadar Zalim

20,00  14,00 
Fatma Barbarosoğlu 2020’nin hatıra ve hafıza kaydını, hayatın en saf, en dokunaklı anlarını öykülere yükleyerek tutuyor. Hatıra Kadar Narin Hafıza Kadar Zalim, zamanın akışını tecrübe üzerinden yakalayamayanlara sunulmuş bir armağan...

Acı Deniz

20,00  14,00 
“Gidişleri özleyen bir Gülsun yaşıyor hâlâ içimde. Gurbet iklimlerinde üşümüş Gülsun’a inat yaşayan. Bu şehirden kimin için gidilirdi? Kime gidilirdi?

Gün Akşamsızdır

20,00  14,00 
Çelebi kim bilir hangi duygularla, "Gün akşamlıdır devletlüm; dün doğduk, yarın öleceğiz," der. Günün akşamlı olduğunu bilmek, sükût ve sükûn içindeki bir akışın temposunu ayarlar. Gün akşamlıdır ve her gecenin bir sabahı vardır. Günün ayarı, güneşin elinden alınıp mesai saatlerinin hizmetine verildiğindendir belki, şimdi bütün günler akşamsızdır. Fatma Barbarosoğlu bu kitabında, bitimsiz bir biçimde şimdiki zamanı yaşayanların serüvenlerini anlatıyor.

Allah’ın Adamları

30,00  21,00 
Asıl akıl üstünlüğü, kalbin işlemesi ve insanın kalbine göre, gönlünce hareket etmesidir. Çünkü kalbin, aklı aşan akılları vardır. Sonsuz, sınırsız, aşkın olan hakikat ise ancak akıllı bir kalple idrak edilir. Zira hakikat sırrına ermek için, aklı yitirmek gerekebilir… Sadık Yalsızuçanlar’ın ustalıklı kaleminden Allah'ın Adamları insanı düşündüren, güldüren, inciten, sarsan; akıl erdiremediğimiz ve bir tahtası "fazla" olan kimselerin; meczup, meclup ve mecnunların hikâyesi...

Kısa Çizgiye Kısa Diyebilenlerin Hikayesi

27,50  19,25 
Çaresizliğin ısırılması diyorum ben ona. Kısa cümlelere yani. Size şimdi bir söz sanatı gibi gelebilir ama zaten esaslı iştir sanat.

İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka

25,00  17,50 
1970’lerden günümüze hatıralardan yansıyan latif bir iklim… Kişinin kendisiyle yüzleştiği aynaya düşen yaralı izler… Yaraların üzerinden berrak bir dere gibi

Naz Kahvesi

20,00  14,00 
“İçinde bir çocuk büyütüyordun, bilmiyordun. Düşe daldığını fark ettiğimde kahvenin köpüğü taşmak üzereydi, bir İspanyolca şarkı çalıyordu ve şarkıyı söyleyen

Dünyanın Çekmeceleri

20,00  14,00 
“Hayatı tek cümle gibi gördün, devrik bir cümle gibi okudun. Kesik yazdın. Yazdıklarını en fazla üstünkörü bir teğelle birleştirdin. Tek

Deli Tomarı

32,00  16,00 
“Kimin deli kimin akıllı olduğunu Allah bilir… Delilik öyle az akılla olmaz.” Neyzen Tevfik’ten Dede Efendi’ye, musiki hayatımızdan gündelik hayatımıza aşk her yerde! Meczup hikâyelerinden oluşan Deli Tomarı aşklarının aşkınlığı sebebiyle aklı başından giden insanlara yakından bakmamızı sağlıyor. İster evsiz, fakir, elbiseleri yırtık, saçları yağlı, dilenen; ister “normal” görünümlü, eğitimli, musikişinas, meşk eden biri olsun, kitaptaki herkes bir durumda müşterek: şeydâlık. Deli Tomarı, aşkın divane eden çılgın coşkusu ile bu dünyadan soyutlanan, benliğinden geçen kimselerin başka bir âlemi görünür kılan hikmetli sözlerini ve biricik hikâyelerini paylaşıyor okuyucusuyla.

Satır Arası Hikâyeler

25,00  17,50 
"Vezir olmanın adam olmaya yetmediğini hikâyelerden öğrendik, kimsenin yaptığının yanına kâr kalmayacağını, bir böceğin bile sebepsiz yaratılmadığını, her işte bir hayır olduğunu, sevmeyi, sevilmeyi, cömertliği, kahramanlığı, saygıyı, adam olmayı, incitmemeyi, hatta ‘insan’ olmayı hikâyelerden öğrendik. Bu miras yarınlara taşınmalıydı. Kimi kalın ciltli kitapların sayfaları arasında saklanmış, kimi dilden dile asırlardır dolaşagelen bu hikayeler asla unutulmamalıydı. Yarınların çocukları soba başında ısınmayı bilmeseler de, mısırların çıtırtısını duymayacak olsalar da, en azından bu muhteşem mirastan mahrum kalmamalıydılar…"