107 sonuçtan 25-48 arası gösteriliyor

Sevgili Katilim – Sevinç Yavuz

21,00 
Sevinç Yavuz, iç içe geçen hikâyelerle Hitler Almanyası, bilim ve DNA yardımıyla ari ırk yaratma ideali, devlet destekli organ mafyaları gibi unsurları birleştirerek, gerçekle kurgu arasındaki sırrın ortağı olan okuyucusuna, gizem ve gerilimin sonuna kadar korunduğu bir polisiye roman örneği sunuyor.

Mühür Kıran – Bihter Saatçi

24,50 
Gael isimli dünyanın bir köşesinde, deniz ve Nastar Sıradağları ile çevrelenmiş Andram topraklarında yaşayan cevher kullanıcısı Neira’nın, yasak bir yetenek olan sızdırıcılığı kullanan genç bir kızı, Mai’yi, askerlerden kurtarmasıyla hikâye başlar. Andram’da yakalanan sızdırıcılar, demir alaşımı karıştırılmış özel bir boyanın kullanılmasıyla yapılan dövmelerle mühürlenip yeteneklerini kullanamaz hâle getirilerek kim olduklarına bakılmaksızın sınır dışı edilmektedirler. Ancak Neira son yıllarda yakalanan sızdırıcıların sınır dışı edilmek yerine ortadan kaybolduklarını öğrenerek olayın ardındaki gizemin peşine düşer.

Ata Mezarlığı – Mehmet Mollaosmanoğlu

30,80 
Üç Türk Türkiye’de başlayıp Şili’de devam eden ve Bolivya’da noktalanan büyük bir maceraya atıldılar.

İpini Koparan – Ahmet Can

17,50 
“Çocukluğumun loş geçitlerinde ben de lastik yakmayı, uçurtma yapmayı, torpil patlatmayı severdim. İşte size anlatacağım bütün serüvenim bu hevesimin bir neticesi olarak gelişti. Küçük düşmekten daha tehlikeli olan küçük düş görmekti.” Yazabileceği hikâyelerin peşinde durmaksızın koşan, değişken ruh hâllerine sahip bir yazarın çenesi düşük iç konuşmaları… Kendini yitirmek isteyen ancak ne yapacağını bilmediği bu hayata ille de tutunması beklenilen bir aylak… Sadece nefes alıp vererek hiçbir dengeyi bozmadan yaşayan insanları en büyük suçlu olarak gören, fakat aksine kendisi kodesi boylayan, deliliği varlığının kanıtı olmuş “ipini koparan” kahramanımız bol “kahkahalı” bazen de üzünçlü serüveniyle sizlerle!..

İncilerin Yıldızı – M.Yahya Coşkun

17,50 
Elmas, efsanelerin taşıdır. Tarih boyunca insanlar elmasa birçok anlam yüklemiştir. Kimilerine göre dünyanın bilgeliği ve hikmeti, kimilerine göre de hastalıkların şifası elmasların içinde saklıydı. Elmas, bir tılsımdı. Krallar, yenilmemek için savaşta boyunlarında elmas taşırdı. Kraliçeler, eşsizliklerini göstermek için elmas takardı. Lakin bu eşsiz ve yok edilemez nesneye en büyük anlamı Yunanlılar yüklemişti. Onlar için elmaslar, tanrıların gözyaşlarıydı… Elmaslar içinde eşsiz yeri olanlardan biri de Kaşıkçı Elması idi. Osmanlılar ona “Kevkeb-i Dürri” demişlerdi. İncilerin Yıldızı… Peki, Kaşıkçı Elması’nın gerçek hikâyesi neydi? Gerçekten bir çöplükte bulunmuş ve üç kaşık karşılığında mı satılmıştı? Yoksa Hindistan’dan Napolyon’a, Napolyon’dan Tepedelenli Ali Paşa’ya uzanan ve en sonunda Topkapı Sarayı’na varan başka bir hikâyesi mi vardı?Yahut hiç bilinmeyen başka bir maceranın bağrında mı duruyordu? İncilerin Yıldızı, Kaşıkçı Elması’nın efsunlu hikâyesinin gölgesinde bir macera romanı. Kaybettiklerimizi bulmak isteyen bir tarihçinin ilginç serüveni…

Nadir Kuş – Yaşar Sırrı Pinhan

14,00 
Aydınlandıkça kararan bir tuhaf öykü… Yaşar Sırrı Pinhân okuyucunun zihninde yarattığı türlü karmaşa ile gerçeği ustaca gizliyor; dikkatli okuyucuyu ise gizemi çözebilmesi için bıraktığı ipuçlarını keşfetmek üzere anlatımlar ve satırlar arasında dolanıp duran başlı başına bir maceraya davet ediyor!

Anka – Sadık Yalsızuçanlar

24,50 
Mehmet, Niyazi Mısrî hakkında bir doktora tezi hazırlamaktadır. Niyazi Mısri’nin Aspuzu’da başlayıp Limni’de son bulan, o âlemler arası gezisinin öyküsü öğrendikçe kendi hayat yolculuğunda yenimanalar keşfeder. Yaşantısının öteki yanında ise Mehmet eşi ve oğluyla sorunlar yaşamaktadır. Bir süre sonra Mehmet, tezine devam edemez. Keşfettiği sınırsız âlemin karşısında hayatı ve tezi sınırlı kalmış, mana ile içinde bulunduğu gerçek arasındaki mesafe açılmıştır. Gezgin isimli romanında İbn Arabi’nin, Cam ve Elmas’ta Ebu’l Hasan Harakani’nin hayatını kaleme alan Sadık Yalsızuçanlar, Anka’daİslam bilginlerinden Niyazi Mısri’yi okuyucusuyla buluşturuyor . Bilinçakışı tekniğiyle yazılan ve kendi içerisinde bir ahenk yakalayan kelimelerle ustaca kurgulanan Anka edebiyatseverlerle yeniden bir arada!

Unutma Noktası – Sema Karabıyık

28,00 
Hiç bitmeyen hikâye hayatın kendisidir. Her insanın hayatı, yaşarken kendini anlatan bir hikâyedir. Yıllardır hikâyemizi tekrar ediyorum. 16 yıl önce yaşadığımız mecburi ayrılığa, birbirimizden kopuk, uzak bir hayat yaşamamıza rağmen, hikâyemize inanmaya devam ettim ben. 16 yıldır gözüm üstünde; sana bir şey olmasın, sen üzülme, gerçekler canını acıtmasın diye. Unutmak seni mutlu edecekse beni unutmana da razıydım. Nitekim unutman için elimden geleni yaptım. Geçmişe teslim olur; unutmaktan vazgeçer, hatırlamak istersen belki anlatabilirim. Ama hatırladığın geçmişin seni nasıl etkileyeceğini bilmiyorum. Onun için sana tüm yaşananları yabancının hikâyesi gibi anlatacağım. Unutma, gerçek hikâye aslında anlatılmayandır.

Abdülhamid’in Rüyası / Ertuğrul – Ömer Ertur

28,00 
Abdülhamid’in Rüyası Ertuğrul 1889 yılında Konstantiniye’den yola çıkıp, 1890 yılında Yokohama’ya ulaşan beş yüz Osmanlı bahriyelisinin ihtişamlı olduğu kadar, bahtı kara bir firkateyndeki seferini konu ediyor. Bu beş yüz bahriyelinin görevi, güzergâhları boyunca yanaştıkları limanlarda Osmanlı İmparatorluğu’nun iyi niyet elçiliğini yapmak, nihai istikametleri olan Japonya’ya varınca Japon İmparatoru ile diplomatik anlaşmalar yapmak üzere masaya oturmaktı. Firkateyn hedefine sağ salim ulaştıysa da 1890 yılı sonbaharında, Konstantiniye’ye dönüş yolundayken bir tayfuna tutuldu. On dokuzuncu yüzyılın en büyük donanma faciası bu şekilde gerçekleşti. Dahası hayatta kalan Osmanlı bahriyeleri ile kaza sonrası Japonya sahilinde onları karşılayan Japon köylüler arasında emsaline rastlanmamış bir kültürel bağlantı bu felaket sonucunda başladı. Kısmen gerilim romanı, kısmen bir destan, kısmen de tarihsel roman özellikleri taşıyan Abdülhamid’in Rüyası Ertuğrul, okuyucuları, on dokuzuncu yüzyılın bu görkemli döneminde gerçekleşmiş olayları bizzat yaşayan kişilerin bakış açısıyla anlatıldığı bir deniz yolculuğuna davet ediyor. Abdülhamid’in Rüyası Ertuğrul fırtınalı denizlerin, coşkulu limanların, yaşamış insanların romanı; geminin fotoğrafçısı Teğmen Haydar’ın, Bando Şefi Üsteğmen İsmail’in, Şair Ali Ruhi Efendi’nin ve fakir bir Japon balıkçı Tomokiçi’nin hikâyesi…

Hayalet Şehir – Timur Nakkaş

28,00 
Gazeteci Alper Tekin, eski sevgilisi Bilge’nin kendisinden yardım istemesiyle bir adam kaçırma olayının peşine düşer. 2013 yılında İstanbul’da başlayıp Kıbrıs ve Hong Kong’da devam eden bu maceranın yanı sıra 1970’lerde Kıbrıs’ta yaşayan biri Rum diğeri Türk iki dost ailenin dönemin zor şartlarında yaşadıkları da anlatılır. Bu iki hikâyenin tek bir kesişim noktası vardır: Kapalı Maraş. Timur Nakkaş’ın ilk kitabı olan Hayalet Şehir; Kıbrıs Meselesi, FETÖ yapılanması gibi siyasi tarihimizden birçok atıf barındıran, medyadan istihbarat örgütlerine ve mafyaya kadar birçok aktörün içinde yer aldığı, duygu yüklü, bol aksiyonlu bir tarihî polisiye… Türün meraklılarının kaçırmaması gereken bir kitap…

Masumiyetin Son Günleri – Selahattin Yusuf

24,50 
Masum, üniversitenin en karizmatik ve gözü pek öğrenci lideri; Handan ise en güzel kızlarından biridir. Büyük ve ünlü aşk, daha başlangıcında gizemli bir yara almıştır. İlişkileri, hayata atıldıktan sonra kabusa döner. İkisi arasındaki sınıf farkı zamanla belirginleşir. İkilinin idealist mücadelesi zamanla toplumdan aile içine taşınır ve birbirlerine yönelir. Yoksulluktan gelen Masum, zamanla gençlik hülyalarını ve ideallerini de yitirir. Küçük burjuva Handan ise yeni toplumsal düzende daha da güçlenir. Masum köşeye sıkışmıştır. Her yönden delik deşik olmuş hayatının intikamını, içinde çoktan bir sabit fikre dönüşmüş olan meslek başarısına bağlar... Selahattin Yusuf’un çarpıcı bir üslupla kaleme aldığı “Masumiyetin Son Günleri” bir yanıyla aşk, toplum ve birey ilişkilerini irdelerken; öte yandan kültür ve sanat dünyasına yöneltilmiş keskin eleştiriler içeriyor.

Hayyam – Sadık Yalsızuçanlar

17,50 
“Gölgeye bir daha dönmemek üzere ayrıldım. Kendimden kurtuldum artık. Ondan bundan kurtuldum. Hiçbir hançer yaramaz tenimi, şerha şerha yarıldım. Bundan böyle orada, birinci semanın feleklerinde arayın beni. Şimdi sadece gözüm kamerde, şemste, zuhalde. Senin belirdiğin yerde, ayan olduğunda.” “Hiç” olma yolunda “şey”e varan bir yolcu… Hakikati yıldızlarda arayan Hayyam’ın hiçbir şeyin anlamının kalmaması için kendisini   tümüyle aradan kaldırması gerektiğini anladığı anlar ve onun gözünde “şey”lerin artık kendi   başına bir anlam ifade etmediği zamanlar… Yüzyıllardan beri yaşam felsefesi, rubaileri ve sözleriyle ruhumuzu aydınlatan Hayyam, Sadık Yalsızuçanlar’ın güçlü kaleminden çıkan bu anlatı ile yeniden okuyucuyla buluşuyor.

Zamanın Efendileri – Meralsu Karaloğlu

14,00 
14 yaşındaki yazarın şaşırtıcı, büyüleyici ve sürprizlerle dolu dünyası… Eşsiz hayal gücü sayesinde yazdığı birbirinden ilginç karakterler… Ve ortaya çıkan masal ve gerçek arasındaki şaşırtıcı kurgu… Zamanın Efendileri - Diriliş’te genç bir yazarın renkli dünyası ve şaşırtıcı üslubuyla karşı karşıyayız ve Meralsu Karaloğlu bu kitabıyla şüphesiz Türk edebiyatında yeni dünyaların, farklı pencerelerin kapısını aralıyor.

Srebrenitsa’nın Öyküsü – Isnam Taljic

28,00 
Srebrenitsa: Batı medeniyeti ve BM’nin tarihin çöplüğüne gömüldüğü şehir. Birleşmiş Milletler tarafından Güvenli Bölge ilan edilen Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995'te binlerce insan, BM’nin ve tüm dünyanın gözü önünde Sırplar tarafından katledildi ve yaşadığı yerleri terk etmeye zorlandı. Üstelik Sırp askerlerin konvoyunun benzini Hollandalı askerler tarafından karşılanmıştı. Geriye insanlık tarihinin en büyük utanç tablolarından biri kaldı... Hala tam anlamıyla açıklığa kavuşturulamayan Srebrenitsa katliamı, insanoğlunun gördüğü en büyük kıyımlardan biri ve bugün katliamın 12. yılında hala mezarlardan insan iskeletleri ve tüyler ürpertici yeni belgeler ortaya çıkmaya devam etmekte.. 2007 Şubatında Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenitsa’da yaşananların soykırım olduğu yönünde karar aldı, ama, "Suç var, suçlu yok" dedi ve tutuklanacak kimseyi bulamadı. Balkan edebiyatının en büyük isimlerinden Isnam Taljic, Srebrenitsa’nın öyküsü ve dramını anlatıyor. Derdini anlatacak kimseyi bulamayan, yıkılmış, bitik insanların öyküsü bu. Çaresizliğin resmi...

Cam ve Elmas – Sadık Yalsızuçanlar

17,50 
Sadık Yalsızuçanlar’ın bilge Ebu'l-Hasan Harakânî’nin yaşamını çarpıcı bir dille ve neredeyse gerçeküstü bir düzlemde anlattığı Cam ve Elmas romanı yeniden okurlarıyla buluşuyor. Bir belgesel filmin çekimleri için Kars’taki Harakani dergâhına yolu düşen ekibin kameramanı, kentte gittiği yerlerde görüp işittiklerini zamanın ötesinde bir yerden, kalbinden anlatıyor.

Salkım Söğütlerin Gölgesinde – Fırat Sunel

31,50 
İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde Gürcistan'da Ermeni, Yahudi, Gürcü ve Türk, farklı etnik aidiyeti olan insanların yaşadığı Ahıska'da, küçük Ömer ve Nika'nın dostlukları merkezinde yepyeni olaylar gelişir. Bu dostluklar yüz binden fazla insanın bir gecede silahlı askerler tarafından köylerinden alınıp yük vagonlarıyla Orta Asya'ya sürgün edilmeleriyle trajik bir şekilde kesintiye uğrar. 40 gün süren ölüm yolculuğu sırasında otuz bin kadar insan açlık, soğuk ve hastalıktan hayatını kaybetmiştir. Salkım Söğütlerin Gölgesinde yalnızca dostluk, savaş ve sürgünü değil insanların ömürlerini verdikleri idealleriyle hesaplaşmalarını bir serencamını gün yüzüne çıkarıyor. Bu romanda Fırat Sunel'in ince üslubuyla Kafdağı'ndan Bolşevik İhtilali'nin ateşlendiği Petrograd'a, Rus İç Savaşından Svanetya'ya kadar Kafkasya'nın ve bölge coğrafyasının renkli ve çelişkilerle dolu kendine özgü masalsı yaşamını ve yarım kalan aşklarını bulacaksınız.

Gezgin – Sadık Yazlsızuçanlar

21,00 
Deneme, araştırma, roman ve senaryo gibi birçok yazı alanında önemli çalışmaları bulunan, özellikle öykü alanında yapmış olduğu çalışmalarla tanınan ve eserlerinin bir kısmı dünya dillerine çevrilen Sadık Yalsızuçanlar, "Gezgin" adlı eserinde sözün bitip sükûtun başladığı yerle, sessizliğin dile geldiği mekânete kadar uzanıyor. Bu keşfi kendi ruhunda arayanlar için, her okunduğunda ayrı bir kurguyla ve hisle yaşanacak olan hikayeleri okuyucuyla paylaşıyor.

Cuma Günü Uçmayan Kuş – Samet Doğan

28,00 
"Eğer biri bana, 'Doğru yola yanlış kişiyle çıkmak mı yoksa yanlış yola doğru kişiyle çıkmak mı daha az riskli' diye soracak olsaydı, sanırım ben yanlış yola yanlış kişilerle çıkmanın daha az riskli olduğunu söylerdim. Ne tür bir belanın içinde olduğunun farkında olmak her şeyden daha güvenli. Timsahla dolu bir nehirden geçmek gibi. Timsahlar oradalar ama sanki aranızda gizli bir anlaşma varmışçasına, ses çıkarmadan geçişinizi izliyorlar."

Vefa Apartmanı – Sadık Yalsızuçanlar

28,00 
Sadık Yalsızuçanlar, Hemşinli Tevfik’in Hemşin’den Vefa Apartmanı’na uzanan hikâyesinde, Tevfik İleri’nin yanı sıra tüm ailesine yaşatılan zorlukların satır aralarını ve bir devre tanıklık etmemizi sağlayacak olan Yassıada ve Kayseri Cezaevi günlüklerini okuyucuyla paylaşıyor.

Aşkın Çoban Ateşi – Hacı Bektaş / Kenan Kalecikli

28,00 
Nişabur çarşılarında dükkanların sergileri ilk kez o yıl yazlık giysilerle değiştirilmemişti, kalın kumaşların yerini her ilkyazda olduğu gibi rengarenk boyanmış ince, ipek kumaşlar almamıştı. Çarşılardaki alışılmış tarçın, kuru biber, zencefil, karanfil, nane ve zerdeçal gibi onlarca baharatın birbirine karışarak oluşturduğu kokunun yerine geçen ölüm korkusunun bedenlerdeki her hücreye sinen dehşetinin etkileri karşı karşı konulmaz biçimde artarak dayanma sınırlarını epeyce zorlamıştı.

Domino – Gürsoy Uysal

21,00 
Dört farklı hayat ve her biri bir uçurumun eşiğinde olacaklardan habersiz, yollarında ilerlemekte… Artık her şey olduğundan daha da kötü olacaktı. Acaba?...

Domuz Kasabı

23,10 
Çıkışsız dar bir vadide yaşayan ilkel bir grup insan, ormandaki dev yaban domuzlarıyla da mücadele ederek hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Kurganlık Vadisi olarak adlandırılan bu yerdeki yaşam, sorgulanmayan ve itiraz edilmeyen katı bir kurala sahiptir; vadiye senede bir kere dış dünyadan birisi gelmekte (getirilmekte) ve gelen ‘takasçı’ vadi halkından birisini seçip ölüme göndererek onun yerine geçmektedir.

İlahi Morluk

17,50 
İlahi Morluk, işte o kıpırtıya neden olan öykü uğruna yazıldı. Rock’ın düşkün kralı, sekiz yaşında bir kız çocuğu ve yirmili yaşlarında uzun saçlı genç adamların olağanüstü öyküsü...

İsa Hanginiz?

28,00 
Selahattin Yusuf’un İsa Hanginiz?’i, okuyup bırakacağınız değil, dönüp altı çizili satırlarına yeniden bakma ihtiyacı hissedeceğiniz; müziğin, şiirin ve felsefenin zenginleştirdiği bir roman.